7 Mart 2012 Çarşamba

Yine, Yeniden Ben ve Bir Geyşanın Anıları

Merhaba herkese :) Uzun zamandır yazamıyordum. Yeni bir çevre ve ilk işim. Alışma sürecim uzun sürdü. İşimin (içine girene kadar) böyle zor olacağını hiç düşünmemiştim.  Memurluğu hep masa başında oturma işi olarak görmüştüm, çoğu Türk insanı gibi :) Kazın ayağı öyle değilmiş. Dairede kaldığım sürede yapılacak pek işim olmadığı doğru, ama dışarı yani göreve çıkınca çok yoğun oluyorum. Bir çok gıda işletmesinin denetimi... Her çeşit insan... Artık insanlara daha şüpheci yaklaşabileceğim bi seviyeye geldim. Hala bşiler yiyebiliyor muyum? Evet :)

Uzun zamandır okumayı düşündüğüm, bir türlü alıpta başlayamadığım Bir Geyşanın anılarını bitirdim:) filmini izledim. Kitap Chiyo adlı küçük bir kızın geyşa okiyasına satılması ile başlıyor. Arkadaşı ve rakibi Balkabağı, Nitta okiyasının bir numaralı geyşası Hatsumomo, Ablası Mameha, zalimce davranmayı seven Nobu, kalbini yakan aşkın sahibi Başkan ile Chiyonun, Sayuri adlı bir Geyşaya dönüşüm hikayesi.
Kitabı kısa sürede okuyup bitirdim. Okumayanlar için önce kitabı okumalarını tavsiye ederim. Her kitap uyarlaması filmde olduğu gibi kesintilerden geçilmiyordu. Film görsel olarak güzeldi ama uzak doğululara renkli lensin yakışmadığını, niye ısrarla takmaya devam ettiklerini anlamadığımı belirtmeden geçemeyeceğim. Ana karakterin gözleri mavi-gri ama olmuyor işte garip bir şekilde eğreti duruyor bence.
Filmde beğendiğim sahnelerden birinin fotoğrafını koyarak yazıma son veriyorum. Herkese sevgiler :)

Çırak Sayuri Kiraz Çiçeklerinin Altında

4 Mart 2011 Cuma

İzmirrrrrrrr :)


Uzun zamandır yazmıyordum. Bloglar kapatıldı ya yazasım geldi. Biraz inadım, evet :) Ama bugün yazmamında bi sebebi var. Uzun zamandır bu anı bekliyordum diyebilirim. 

Şubat ayının 17si ile 24'ü arasında Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yayımladığı kadrolardan tercih yapmıştım. Tam bi haftadırda bugün gelsin diye bekledim. Sonuçlar açıklandı. Artık bi süre hayatıma İzmir-Torbalıda devam edeceğim. Şimdiden kritikler başladı. Nasıl gideriz? Neler alacağız? Kimler geliyor? İlk öğrendiğimde nasıl oldum anlamadım. Hem sevindim hem üzüldüm diyebilirim. Sonunda bi işim olacaktı ama ailemdende uzakta olacaktım. Hemde hayatımda ilk defa. Evet üniversiteyi ailemin yanında okudum. Şimdi biraz korkarak birazda heyecanla bekliyorum. Beklediğim onca zamana rağmen....kısa bi süre. Haziranda mezuniyet, Temmuzda sınav, Ağustosta sonuçlar, Eylülde iptal tartışmaları, Ekimde eğitim bilimleri iptali, Kasımda atamaların ertelenmesi, Aralıkta müfettişlik sınavı, Ocakta atamalarda hüsran (0 kadro biçilmişti bizlere) ve sonunda Şubat. Bu aydanda ümidimi kesmiştim ama son anda şans bize güldü. Bütün gıda müh. arkadaşlar ne demek istediğimi anlar. 

Şimdi İzmir, yo hayır Torbalı, bekle beni, ben geliyorum :)

31 Ocak 2011 Pazartesi

Carte D'or - Macaron

Tatlı yapmayı ve değişik tatları denemeyi (hem yapmak hemde yemek) seviyorum. sanırım birazda mesleğimin katkısı ile büyük marketlerdeki rafları daha iyi inceliyorum. Yeni neler çıkmış, hangi ürünü değiştirmişler ve geliştirmişler. Yeni bi şeyler bulmak çok hoşuma gidiyor.  Geçen gün raflarda Carte D'or'un yeni ürününü gördüm ve denemeye karar verdim.


Dr. Quetker'i yıllardır kullanıyordum. Gerçekten güzel karışımları var (Özellikle meyveli keklerini çok beğeniyorum). Carte D'or'a bi şans tanımamak olmaz dedim ve paketi kaptım. Bunlar paketten çıkanlar. Ekstra olarak 2 yumurta beyazı ve 100 ml süt ekliyoruz. Yapımı da kolaydı. Süt ile çikolatayı pişiriyoruz. Yumurta akını çırpıp un karışımını ekleyip karıştırıyoruz. Kurabiye boyutlarındakş hamuru tepsiye koyup soğuk fırında en düşük sıcaklıkta yarım saat 150 C'de 15 dk pişiriyoruz. Pişirdiğimiz kremayı büskivilerin arasına sürüyoruz. Bitti :) Afiyet olsun...


Hamur biraz cıvık ve ilk denemem olduğu için biraz büyük oldular :( Ha bide dalgınlığıma gelip fırında uzun süre kalmalarına sebebiyet verdim. Bu yüzden hafif bi yanık tat geliyordu :) Çok değil amaa :P


Tadına gelirsek bitter çikolata sevenlere daha çok hitap ediyor bence. Arasındaki kremada yoğun bi bitter tadı var. Hemde tatlı... Büskivi kısmı tatlı değilken kreması çok tatlı. Pek benlik bişey değil anlayacağınız.
Carte D'or'un diğer tatlarınıda deneyeceğim. Pek yakındaaa :)

30 Ocak 2011 Pazar

Fiyonk Mim'i :)

Sevgili Elif beni mimlemiş. 
"Mim Konusu: Fiyonkunu Göster!
Mim Teması: Fiyonklar ne şirin şeyler değil mi :) Aksesuar olarak, elbiselerin üzerinde, dekoratif objelerde ve daha birçok noktada karşımıza çıkıyorlar tüm sempatiklikleriyle :) Hal böyle olunca, tüm fiyonklar toplansın ve nerede ne fiyonkun varsa göster bize :)
Mime Dair Birkaç Nokta:
1- Mimlenen arkadaşımız bize fiyonklu cicilerini gösterecek, en az 3 adet olması yeterli :) Daha fazla fiyonku varsa ne ala :))
2- "Benim fiyonkum yok kii" diyorsan sana "Ama nedeeen?" diyorum :)) Olsun mimlenmene engel değil :)) O zaman en beğendiğin fiyonklu cici ne varsa sanal alemde, bize göster diyorum :)
3- Mimlenen elbette yanıtlamak zorunda değil ama fiyonk aşkına yanıtlamazsa üzülürüz :))
4- Kendisini mimleyen arkadaşının fiyonklarından en beğendiği fiyonka da miminde yer versin lütfen :) Böylece en cici fiyonkumuz hangisiymiş, görelim :)"


Yeni aldığım cici botlarım :)

 
 Geçenlerde Stradivarius'tan aldığım kolye. Bileklik olarak kullanmayı daha çok seviyorum :)

 

Severek kullandığım çantam :) 


Dolabım güzel koksun diye astığım süsüm :)


  Ve son olarakta mezuniyetten bi hatıra :)
 

Benden bu kadar :) Elif'in babetleri çok hoşuma gitti.
Bende Nyuu' yu mimliyorum. Bide isteyen herkesi :)

    26 Ocak 2011 Çarşamba

    "My Princess" tacım :)

    Bayadır blogumla ilgilenemiyordum. Aslında üşendim biraz ama bugün yeter dedim :) Koreliler yine güzel bi diziye başlamış. Hadi bakalım dedim bende başladım. (Metropol Günlüğü ve Pudra Tozu bloglarında çok güzel tanıtımı yapılmış,  bakmak isterseniz... Üniversiteli bi kızın kayıp hanedan üyelerinden biri, yani bi prenses olmasını konu alıyor.) 2. bölümde Lee Seol'ün başındaki tacı görür görmez benimde yapmam lazım dedim. Yarım saatte bitti. Biraz acemice bişey oldu ama olsun. İkinci seferki daha güzel olacak eminim :) Modeli tam olarak çözdüm bu sefer. Benim çiçekler ve yapraklar düz örgüden. Normalinde çiçekler bi ters bi düz şeklinde yapılmış şimdi anladığım kadarıyla. bi de yaprakları daha büyük olmuş. Benimkiler ince uzun kaçtı biraz :(
    Koyu yeşil bi iple yeni bi işe başladım belki onda daha güzelini yaparım :)

    15 Ocak 2011 Cumartesi

    Hanazakari no Kimitachie (2007)


    İzlediğim diziler birikti. Bi yerden başlamak gerek artık diyerek Hana Kimi'yi ele aldım ^^ Bu diziyi uzun zamandır duyuyordum. Hana Yori Dango gibi komik bi dizi arayışında olduğumdan genelde bu dizi karşıma çıkıyordu. Son olarak Metropol Günlüğü'nde de görünce kararımı verdim. İzlemeden yazısını okumak istemedim. Şimdi yazımı bitirip baştan sona okuyacağım. 


    Dizi Mizuki adlı genç kızımızın, sakatlanmasına sebep olduğu yüksek atlamacı Sano'nun yeniden spora dönmesi için bi erkek okuluna girmesini konu alıyor (tek cümle ile özet :). Mizuki duyduğu vicdan azabı ile ailesini Amerikada bırakarak Japonya'ya gelir. Erkek kılığına girerek Oshaka Lisesine sızar. Oshaka Lisesi deyip geçmemek lazım. Bu okula öyle herhangi bi şekilde kayıt olamıyorsunuz. Tek şartları var. O da yakışıklı olmak. Mizuki bu kadar yakışıklının arasından Sano'nun kaldığı yurda, hatta odasına girer.

    (Sano - Mizuki - Nakatsu) 

    Sano; dereceli sporcumuz. Pek bi soğuk ve garip. İnsan içince tuttuğunu öper mi kardeşim. Maşallah adam şapur şupur :)
    Mizuki; kararlı kızımız. Sano gülümsemeden dönmem diyor başka bişey demiyor.
    Dizinin ana karakteri olmasada bence en iyi karakteri Nakatsu :) Kendi içsesi ile konuştuğu sahnelere bayılıyorum. Bi de her kıyafetin altına şipidik şipidik tokyo terlik giymiyor mu? :) 

    (Tennoji - Nanba - Oscar)

    Okulda 3 farklı yurt var. Her bir yurdunda kendine göre özellikleri.
    1. yurt karatecilerden oluşuyor. Tennoji yurt başkanı. Meşhur lafıda Baby (onun deyimiyle beybeeee) Sert bi başkan. Az dayak yemedi yurt üyeleri :)
    2. yurt değişik spor dalları ile uğraşanlar.  Yurt başkanı Nanba, çapkın. 15 tane kızı aynı anda idare edebiliyor.
    3. yurt ise drama severler. Genelde pelerinle dolanıyorlar ortada. Yurt başkanı Oscar. Sürekli aklını kullanmaya çalışıyor ve ruhları çağırıyor:)


    Ve en önemli karakterlerden biri daha: St. Blossoms'dan Hibariii. Hibari dörtlüsünün başı ve Sano'ya aşık. 
    Ouran High School Host Club ile pek benzeşen noktaları var. Kendisi favori animem olduğu için diziyide beğendim. Eğlenceli bi dizi arıyorsanız kaçırmayın derim ^-^

    6 Ocak 2011 Perşembe

    Turnalar...


    Sadako Sasaki 2 yaşındayken Hiroshima'ya atom bombası düşmüştür.  11 yaşına geldiğinde Sadako'nun ölümcül hasta olduğu öğrenilir. Hastanede yatarken Sadako 1000 tane kağıt turna yapmaya başlar. Çünkü 1000 kağıt turna yapanın bir dileği tanrılar tarafından yerine getirilecektir. Sadako yaptığı turnalara: " Kanatlarınıza BARIŞ yazacağım  ve sizler dünyanın üzerinde uçacaksınız." der. Fakat Sadako 644. turnadan sonrası göremez. Sadako ölmüştür artık. Bunun üzerine kimi kaynaklarda dünyanın dört bir yanından milyonlarca kağıt turnanın hastaneye gönderildiği, kimi kaynaklarda ise kalan 356 kağıt turna'nın ailesi ve arkadaşları tarafından tamamlanıp mezarına konulduğu söylenir. 

    Her ne olursa olsun Hiroshimada bir parkta Sadakonun heykeli vardır savaşa karşı. İnsanlar en kötüsü çocuklar ölmesin artık.  

    Bunlarda benim turnalarım. Başka çocuklar ölmesin...

    İlk Mim'immm ^^

     Tesettür Aşktır beni mimlemiş :)  Teşekkür ederim kendisine. İlk mim'imi aldım heyecanlıyım :)

    1- Kaç Yaşındasınız ? 23 :)
    2- İsminizin Son Harfi Ne ? A
    3- En Sevdiğiniz Renk ? Bi kaç tane yazsam olma mı :) Siyah, Kırmızı, Kahverengi ve Yeşil :) Bi de pembe :) Tamam bu kadar.
    4- Kilonuz Kaç ? Pfff bunu yazmasak olmaz mı??? 61'im şimdilik :(
    5- Boyunuz Kaç  ? 1,63
    6- Ailenizin Kaçıncı Çocuğusunuz ? 2 kardeşiz ve sonuncuyum :) Ailenin şımarığı :)
    6- En Sevdiğiniz Şarkı ? Şu aralar Tarkan'ın şarkıları çok hoşuma gidiyor. Özellikle "Öp ve Adımı kalbime yaz"
    7- Sizce Sarışın Mı Esmer Mi ? Esmer;)
    8-Sigara Kullanıyomusunuz ? Aslaaa.
    9-Alkol? O da ne? Yeşilaycıyım :)
    10-Çayı Fincandamı İçersiniz Çay Bardağındamı ? Çayı sevmem ama fincan kullanırım :)
     Bendeee: Nyuu  Demet Jeliboncuk ve Elif i Mimliyorum :)

    Broşlarım :)

    Dün çarşıdan bazı malzemeler aldım ve hemen bugün yeni broşlar yaptım :)


     Fotoğraflarda slikon izleri çıkmış ama normalde öyle pis gözükmüyorlar :( Alttakinin düğmesi çok hoşuma gitti benim :)

    4 Ocak 2011 Salı

    Girl in the Green Scarf


    Hangimiz alışverişte birazcık abartmadık ki? Peki Rebecca Bloomwood (Isla Fisher)? O ipin ucunu kaçıralı çok olmuş. Bütün dolapları gibi kredi kart limitleri de dolu. Ama hala alışverişten vazgeçmiyor vazegeçemiyor. Üstelik bide peşinde borç tahsilatçısı dolanıyor. Burda biter mi? Bitmez tabii ki. Çalıştığı dergide kapanınca ortada kalır.
    İşte bu noktadan sonra başlar hikaye. Rüyalarını süsleyen bi moda dergisine iş görüşmesine giderken bi vitrinde yeşil bi fular görür. Fular ona gel beni al diyince Rebecca kendini tutabilir mi? Limiti yeterince dolu kredi kartları kasada reddelince sosisli sırasında tanıştığı yakışıklıdan bi şekilde parayı alır. Boynuna taktığı yeşil fuları ile tutar derginin yolunu.


    Moda dergisine girebilmek için şirket bünyesinde bulunan Finans dergisine başvurur. Dünya küçüktür... Finans dergisinin editörü fuların parasını aldığı yakışıklı Luke Brandondır (Hugh Dancy). 
    Moda dergisine yazdığı mektup yanlışlıkla Finans dergisine gidince ortalık karışır. Görüşme kötü geçmesine rağmen işe kabul edilir. Peki bu ele avuca sığmaz alış-verişkoliğimiz başkalarına nasıl hesaplı olmak konusunda tavsiye verecektir?


    Bende bu noktadan çıkarak yeni bi broş yaptım :) İşte benim yeşil fularlı kızım...

    27 Aralık 2010 Pazartesi

    Çekiliş Sonucu ve Ankara Yolları :)

    14 kişinin katıldığı çekilişimi az önce yaptım. 
    İşte kazanan...


    ælif:) Broşun ve dizilerini en yakın zamanda hazırlayacağım.
    Yarın sabah Ankara'ya gidiyorum. 29'u gece geri döneceğim. Dönünce hediyeleri paketleyip vereceğim :) İyi günlerde kullanırsın inşallah...

    Bu arada yeni temam nasıl??? Mersin'e geç olsada kış geldi artık. Bloguma gelsin istedim:)

    22 Aralık 2010 Çarşamba

    Hello Kitty :)

    Hello kitty'nin şirinliğine kapılıp bi tanede ben yapmaya karar verdim.
    İşte Malzemeler:

    Ve sonuç:


    Geçen gün telefonum yere düşünce bi kabı olmasının zamanının geldiğini anladım :


    21 Aralık 2010 Salı

    Şal deseni ve Yıldız (gibi) çiçek :)

    Şal deseni her zaman hoşuma gitmiştir. Şal desenine benzeyen bi şey yapmaya karar verdim. Hep koyu renk çalışıyordum bu sefer açık bi renk kullanayım bari dedim. Ve işte 2 saatlik uğraşın sonucu...

     Pek seçilmiyor olabilir ama kendileri ışıl ışıl parlıyor. Uzun zamandır kesme boncuklarla bi şeyler yapmamıştım. Şu boynum kopmak üzere :( Bi de kendileri aslında tatlı bi yeşil. Kameradan sanırım soluk çıkmış. Buraya koymak için çektiğim fotoğrafların rengi nedense hep cansız çıkıyor :(
     Neyse yıldız çiçeğim ise böyle bi şey:

    Ben yoruldum ama bi sims oynamayı da hakettim sanırım :) Yaşasın Sims3 :)

    Mor İnek'ten Yılbaşı Çekilişi...

     Mor İnek kendi yaptığı bu güzellikleri bizlerle paylaşmaya karar vermiş. Bunun için buraya bi tık... Herkese bol şans :)

    20 Aralık 2010 Pazartesi

    Yeni yeni broşlar ve Çekiliş :)

    Dün yaptığım kırmızı broşun üstüne bugün gaza gelip iki tane daha yaptım...Gerçi arkalarının iğnesini takmadım daha. Sonbahar geçti ama ben bu renkleri çok seviyorum. Kurumuş çiçekleride anımsatıyorlar bana... Bi tanesini yılbaşında vermek için müstakbel yengeme yaptım. İşte onun için pembiş broş :)

    Vee bu kırmızı olanı ise 20 tane izleyicim olması şerefine birine vereceğim (çok şahane bi şey değil ama :). Ayrıca yanında Hana Yori Dango (1. ve 2. Sezon + Film) ve Playful Kiss bölümleride var.  Çekiliş yapacağım. Bi şartım var : Size ulaşabileceğim bi mail adresi yazıp buraya yorum olarak atın. İzleyici olup olmak sizin kararınız. Bi artısı eksisi yok yani :) 27 Aralık 23:00da son bulacak. Böylece yılbaşı hediyesi gibide olacak. Bol şans :)


    19 Aralık 2010 Pazar

    Kıpkırmızı güller :)

    Kış aylarında daha bi güzelleşiyor bence kırmızı rengi. O yüzden bu aralar kırmızı rengini daha çok kullanıyorum keçelerimde. İşte son güllerim... Broş mu yapsam toka mı yapsam karar veremedim. Sizce ne yapayım???

    17 Aralık 2010 Cuma

    Yeni kabanım ve tacım

    Bugün annemle beraber gittik Bershka'ya. Dün dönüp dolaşıp bi kaban beğenmiştim. Kararsızdım beraber bakalım dedik. Denedim ve beğendim. Diğer kabanlar gibi vücudumdan ayrık durmuyordu. Yani belime oturan bir model. 
    Önden boğazına kadar düğmeleri var. Arkasındada plileri. Böylece insanın vücuduna daha iyi bi şekilde oturuyor. En azından ben böyle olduğunu düşünüyorum.
     Fiyat 99 lira. Kasaya gittik 139 dedi. Noluyor dedik 99 yazıyor etikette. Önce yanlış yazılmış dediler. Sonra Müşteri değiştirmiş dediler. Dedim etiketi mi değiştirmiş müşteri. Evet değiştiriyorlarmış. Kalın ip oluyor böyle ucunda kelepçe takıldı mı açılmayanlardan. Bunu kim açıpta 139 yerine 99luk etiketi koyduysa alnından öpüyorum. Neyse dedim hadi yemiş olalım. Aldık kabanı. 
    Önce Stradivarius şimdi burası. Ya bende mi sorun var yoksa bana mı denk geliyor bunlar anlamış değilim. 
    Bi laf var: "Akıllısı beni bulmaz delisi k....dan ayrılmaz." :)

    Peki bu elbise ne? Bu benim mezuniyet gecesindeki elbisem. Kendisini çok aramış zor bulmuşum. Bu rengi bulmak için Mersindeki bütün mağazalarım talan etmiştim. Üstüne bide bi sürü para verdik kimseyle aynı olmasın diye. Peki noldu? Aynı model hemde aynı renk :( Neyse maksat eğlence dedim. Yanyana fotoğraf bile çekildik :)
    Gelelim elbiseyi neden koydum. Yan tarafında bulunan süsü çok hoşuma gitmişti. Yaptığım taçlarda kullanmaya karar vermiştim. Bi kaç taçta yaptım. Hatta bi tanede teyzeme.
    Dün gece blogları gezerken keçeden yapılan çok güzel güllere rastladım. Bu güller yaptığım taçlara benziyordu. Bende hemen uygulamaya geçtim.Ve işte sonuç Kırmızı ve Siyah güller :) Nasıl yapıldığını görmek için Mor İnek'in bloguna bakabilirsiniz. Ben ondan ilham aldım, belkide siz benden. Hadi kolay gelsin :)

    16 Aralık 2010 Perşembe

    Mersinde bir gezinti :)

      Dün Pudra tozunda Aydın'ı görünce ne zamandır yapmak istediğim bir şeyi bugün yapmaya karar verdim. Zaten aybaşıda gelmiş :) Bi güzel alışverişimide yaparım diye çıktım Forum yoluna.

    Şirin mi şirin bir kardanadam ailesi girişte karşıladı beni :)  Yerim ben senin şekerini ya :) Hmm acıktım demek :) Hemencik yemeğimi yiyip vitrin turu atmaya başladım. Yine Mudoda çok güzel şeyler beğenmeme rağmen elim boş bir şekilde çıktım. Çok güzel bir süveter vardı yünden, böyle tatlı bi pembe :) 
    Vee Mangoda %40-50 indirim vardı. Çok güzel elbiseler 49 liraya düşmüş, yine pantolonlar 29 liraydı. Burdan bi şey alamadan çıkmayı becerdim. Benden iyi bi eş olur bunu anladım. Bütçeye zararım yok fazla :)

    O kadar vitrine baktım bence Park Bravonun vitrinini en güzeliydi . (Bu arada en soldaki elbiseye bayıldım. Fiyatı 167 liraydı sanırım).
    Park Bravonun yanında La Senza var. Ordaki yılbaşı çelengini yapanın zekasını kutlamak isterim :) Ürünlerini çok güzel bir şekilde kullanmışlar. 
    Malesef fotoğrafını çekemedim. Fazla dikkat çekeceğimi düşündüm :)
    Bu fotoğrafları çekerkende bi garip hissettim kendimi. Güvenlikler "napıon la orda?" diyecek diye bekledim :)

    Bu kadar dolandıktan sonra Bershka'dan bi sweet alıp çıktım :) O kadar yumuşak kiii, sarılmak istiyorum boyna :)

     Mersinde eskiden (çokk eskiden değil ama :) Forumdan önce gençliğin genelde tercih ettiği, babasının arabasını kapanın geldiği bi sokak vardı. Şimdi eski halinde eser yok.  Nerden mi bahsediyorum? Tabi ki Kushi mato sokağı. Bi Türk-Japon kardeşlik şeysi (neysi adını sen koy işte bulamadım :) Sokağın sonundaki Mado canlılığını koruyor hala. Adamlar hala deli gibi iş yapıyor.

    Ama bizim gittiğimiz bi yer var. Cafe 5dk. Çok şirin bi yer. Güzel havalarda oturabileceğiniz birde bahçesi var. Tabi kii güzel içecekleride... Yazın soğuk çikolataları çok güzel oluyor. Değişik aromalarla ya da dondurma ile tavsiye ederim :) 

     Mersin gezilirde sahile gidilmez mi??? Gidilir. Gidilir de uçak görülmez mi? Görülür. Biri İstatistik tutsa sanırım Mersin'e gelenlerin %99,9'unun uçağın altında bi fotoğrafı vardır. Klasiktir. Ya da gemiyle çekilir. Hatta geminin uzanan halatını çekenlerin bile varlığı tespit edilmiştir :) O zaman işte sahil...

    Bugün hava yine Mersin'e özgü bazen güneş açtıran bazen rüzgar estiren cinstendi. Sahildeyken coşup rüzgara çevirmiş dalgaları üstüme üstüme atmıştır :) Yine şanslısınız. O güzel güneşli günlerden güzel bi kaç fotoğrafım var :)


    Burası Marina. Balıkçı tekneleri, gezi yatları burda olur genelde. Birde balık ekmek tekneleri burdadır. Ha birde Mersin'e gelipte balık ekmek yemeden gitmek olmaz. En iyisini Balıkçı Arif yapıyor sanırım. Arkadaşlarla genelde oraya giderizde :)


    Eee Lunaparkımızda var:) Çocukluğumdan beri gitmedim diyebilirim. Kuzenimle gittiğimiz o saçma korku tünelini saymazsak. Bi tünel bu kadar korkunç olabilir. Karanlıktan bişey görebilsem korkacağım ama göremedim ki... Eğer giderseniz tabelaya bakmadan girmeyin..."Tünelimizde canlı hayalet yoktur."
    Gelemeyenler için kısacık bi Mersin turu. Denizi ve upuzun palmiyeleri ile Mersin :) Fotoğraflara tıklarsanız daha büyük hallerini görebilirsiniz (O zaman daha güzel gözüküyorlar :)